|
18 Şubat 2017, Cumartesi
saat: 13:32
Tam bir yokoluş, öyle edebiyat parçalanacak bir yanı da yok. Sessiz sedasız bir yitip gidiş. Kimsenin haberi yok. Hani yok olsam kimsenin haberi olmaz dediğin anlar olur ya öyle. Angelica'nın bu gece nerede olduğunu ve naptığını merak eden bir anathema şarkısının çaldığı sinek avlayan bir barda, omzuma binen yükleri bi kenara atıp hatta katlayıp altıma bar taburesi yapıp üstüne oturduğum bir gün. Her shot bir tokat,hayalarıma vuran bir tekme etkisi.Kendimi sadece aynaya bakınca hatırlayacağım kadar içtikten sonra yalpalayarak sokağa çıkıyorum. Birbirlerini sikmeye çalışan kediler,yerde kağıt topladığı arabasının arkasını kendine sedir yapıp oturan eli yüzü kir pas içinde şarap şişesiyle sararmış bıyıklarını ıslatan bir kağıtçı ve tramway sesiyle başbaşa kalıveriyorum. Sıraselvilerden cihangire doğru sallanıyorum. Gözüm önümdeki kadının kırmızı elbisesini dolduran kalçasından başka bişey görmüyor.Kürkü ile tam bir sabahattin ali romanını tamamlamış madonna misali süzülüyor. Çiçekleri kopartılmış ufak bir bahçenin kapısından geçiyor. Arkasından onu ürkütmeden yürüyorum, topuk seslerini beynime kazıyorum. Topuk sesleri enstrümanı andıran her kadınla sevişmek meşrudur öyle okumuştum bir kitapta, belki sadece bunu ben yazmışımdır da toplumsal tabulardan,bir takım ahlak kurallarından korktuğum için başkası yazmış kalıbına sığınıyorumdur belki. Bir mekana geliyor, ama herkesin girdiği yerden değil de bahçenin alçak kaldırımından dönüp binanın arkasına doğru yürüyor. Eğer oraya girersem fazlasıyla dikkat çekeceğim için binanın önünde duruyorum. İçerden kuru bir gürültü geliyor, bir performans sergilenecek birazdan adını hiç duymadığım bir kadın tarafından. Etrafta tanıdık gaye su akyol, sena şener,nazan öncel posterleri var.Binanın önünde ellerinde bomonti şişeleri yahut plastik bardaklarda dumanı tüten çay,kahve içen bir ellerinin parmaklarına sıkıştırdıkları sigaralarıyla gençler konuşup gülüşüyor. Konuşulanları anlayamıyorum carl sagan'ın beyin dalgalarıyla anlaşmayı bekleyen biri gibi hissediyorum o an kendimi. Herkes tek tek içeri girmeye başlıyor, sürü psikolojisine kapılıp içeri giriyorum. İçerde normal bir daireyi ufak bir konser alanına çevirmişler. Herkes oturuyor. Ben sanki birazdan kaçacakmışım gibi kapı ağzında dikiliyorum.Biraz önce topuk seslerini takip ederek peşinden geldiğim kürk mantolu madonna sahneye çıkıyor ve söylemeye başlıyor. www.youtube.com/watch?v=RUVbMnwa0kg | ||
|
|
||