|
18 Mart 2017, Cumartesi
saat: 22:51
Sanki kurşuni gök eriyip,tatlı bir yağmur olmuş yağıyordu saçlarına, o an kendimi ifade edecek güçlü bi sözcük aradım ve tekrar kolumu ceylinin beline doladım. Sadece derinden gelen bir 'haydi gel' sözcüğü bulabildim, klişeydi,basitti ama anlamı büyüktü o an. Köknar ağaçlarının gölgesiyle kararmış yolu sessice yürüdük, gece karanlıgında tarlaların yarattıgı görece açıklığın içinde köknar kümesinin öte tarafında,yıldızların altında kurşun rengine bürünmüş ıssız tarlalar uzanıyordu. Gittigimiz yol yukarıdaki bir setin gölgesi altından veya birkaç yapraksız agacın ince karaltısı arasından geçiyordu.Tarlalar arasındaki tek tük çiftlik evleri dilsiz ve mezar taşı kadar soguktu. Gece o kadar durgundu ki ayaklarımızın altında kütürdeyen çalı çırpının sesini duyabiliyorduk. O gün tek korkunun öldükten sonra yeni şarkıları dinleyememek olduğundan dem vurmuştun. Bu şarkıyı yaşasaydın eminim çok severdin. Senin gibi huzur verici,bir yandan da dudağa öpücük kalbe hançer tınısı, tolstoyun itirafları,şule gürbüzün kamburu gibi sarsıcı. www.youtube.com/watch?v=ucyYWFWFaNo | ||
|
|
||