22 Mart 2017, Çarşamba
saat: 06:40


kendime eleştri.


dün bir video gördüm facebook ta.
sosyal medyanın insnaları getirdiği halden bahsediyordu
bir kaç gün önce de bir arkadaşa sosyal medyaya nasıl bulaştığımı anlatmaya başladım.
sonunda kabullendim çünkü
bundan tam 10 sene önce insanlar benim internet kullanmama hayran kalırdı. sabah kalkar kahvemi alır gazeteleri okur bir siteye fikir beyan etmem lazımsa eder çıkardım.

hatta fb açıldığında arkadşlar zorla üye yapmıştı.
ne zaman bir ayrılık yaşayıp saçma sapan bir boşluğa düşüp insanlara aslında ne kadar mutlu olduğumu ispatlamak zorunda olduğumu düşünmeye başladım, sosyal medya benim olmazsa olmazım haline geldi

sıçtığım boka kadar yazar hale geldim.
bi süre sonra bu yerini siyasete bıraktı demeyi çok isterdim ama bırakmadı işin içine siyaset de girdi ve harcadığım zaman arttı
arkadaşlarım hep hem sosyal medyaya bu kadar vakit harcayip hem bu kadar şeyi nasıl yapıyorsun derlerdi
ben de o kadar harcamıyorum aralarda bakıp geçiyorum derdim
o bakıp geçmelerin insanın dikaktinden yapacağı işe başlama azminden alıp götürdüğünün farkında olmamak isteği diyelim.
inanmazsınız ama harcadığım paranın bile azalabileceğini düşünüyorum bu yolla. çünkü dışarıda harcadığım vakitin azalacağını düşünüyorum
ya da evdeki boşluktan kurtulacağım için evime döneyim tutkumun yeniden başlayacağını

japonyaya geldikten sonra bi sürü pis alışkanlık edildim bunlardan biri de alkol mesela.
içmezsem olmaz kıvamındayım yalan değil
herkese yok beaaaaa bi şi olmaz diyorum ancak fark ettiğim bi birayı içmeden uyumayı dahi başaramadığım.
bazen - mesela şu an evdeki brezilya içkisinden bi bardak içesim var - bi içsem de öyle işe gitsem dediğim bile oluyor.
hepsini bir anda bırakmak zor olsa da dün ilk adımı atıp telefondan tüm sosyal medya applerini sildim whatsapp ve line dışında.
yani arkadaşlarımla iletişimde kalacaklarım dışında. herkesin telefon hattı yok zira olsa da pahalı hat mat
neyse


izlediğim videodaki adam yeni neslin tatminsizliğinden bahsediyordu
el bebek gül bebek büyüdüğümüz için bir işi yapamadığımızda ya da yaptığımız beğenilmediğinde nasıl şok girip bir anda yalpaladığımızdan falan

haklı lan dedim kendi kendime.
tabi bu haklı lanı herkesle kendimi kıyaslayarak demiyorum.
zira ben bi iş yapılacaksa yemeden içmeden uyumadan o işi yapan insanım ama yine de karşımızdaki patronun ya da senpainin bunu beğenmeme hakkı var değil mi
benim için mükemmel olan bi şey onlar için çok mantıksız olabilir ve bu olmamış dediklerinde şoka girmenin manası yok


elbebek gül bebek büyümüş olabilirim ama yanlışa yanlış diyen bir ailede büyüyüp odtüde okudum. o yüzden belki şu an odtü sonrası hacettepede geçirdiğim dönemin beni aslında bu insana çevirdiğini anlayabiliyorum
odtüde kıçımı yırtsam beğenilen şeylerin onda birini yaptığımda hacettepede hep övgü aldım.
annem babam yanlış diye yüzüme vururken hacettepe de ay bu kız çalışıyor diye göklere çıkarıldım
bu da bana dev boş bir ego verdi bence


- bu çalışmadığım anlamına gelmiyo bu arada. aslında bazen hacettepede çalıştığım kadar konsantre çalışsam muhtemelen odtüyü dereceyle bitirirdim de diyorum. o yüzden bu olaya biased yaklaşıyor olabilirim. zira odtüde nazaran aşırı da tembel bir insandım -

şimdilerde senpailerim benim aşırı kibishii ve kendine aşırı sert bir deli olduğumu düşünüyorlar. bu hafta tatil ve tatilden anladığım günün yarısın evde geçirip - hasta olduğum için o da - işe gitmek. hafta sonları fln da gidiyorum. yani deney olmasa da gidip bi şeyler okuyup çalışıyorum falan. gerçekten normal değilimdir belki. hafta içi 14 saat fln işte harcıyorum.
ama yine de bir şeyi yanlış yapabiliyorum. yapıyorum. yapıcam. insanım.

ama yanlış bir şey yaptığımda öldürmüşler gibi hissediyorum.
yapabilirim eleştri de alabilirim hatta kıza da bilirler.

bunları kaldıramamak gururdan değil egodan aslında.


korkuyorum iş yaparken mesela ya yanlış yaparsam da azarlarlarsa diye.

ne olacak yahu çömezsin yanlış da senin doğrdu da.

böyle öğreneceksin aslında


neyse bir de şunu ekleyim boşa gitmesin. sabah uyanınca elimi telefona atıp boş boş baktım. çünkü ne tivitır var ne fb. bilg açtım bakındım olay yok. olsa da telefondaki keyfi vermiyor.
eh dedim koydum bi şeyler yedim ve akabinde mutfağı temizlemeye girişltim


ne hale gelmişsem 2 saatte 1 metrekarelik tezgah anca temizlendi. insan kendine bunu yapmamalı.
bu sikik bi döngü biliyorsunuz ancak alışkanlıklar insanı dibe çekebiliyor.


inanılmaz faydasını gördüm
delireceğim zamanlar da gelecek ama kendimi tutmam lazım
alışkanlık yea diyip küçümesememk lazım
yoksunluk sendromu diye bir şey var
boşluğunuzu doldurduğunuz yegane saçmalıklar da sosyal medya falan...

bakalım ne olacak umarım kopabilirim...

kötü olan geçen marcosun gönderdiği video.
bizi o kadar boktan kalıplara itiyor ki gördüklerimiz bilmem açıklayabilir miyim ama

bir x kişisi z diyorsa kesin a demek istiyordur gibi genel yargılara takılıp bilmem kaç milyar insan farklılıktan oluşan karşımıza çıkan insanları bu genellemelerle değerlendirip iş eş arkadaşlık sevgili ilişkilerini bile mahfedebiliyoruz

oysa ki bu gerçek değiş
burçlara göre hayatı yönlendirmekten farkı yok

mutluluğuz tatminsizlik ve korkularla yer değiştiriyor.

en azından benim gibi easily addiction sahibi olan insanların kendisine bi bürrsst demesi lazım

evet


bürrst dedim kendime dur fln değil

istanbul
hosting