26 Mart 2017, Pazar
saat: 21:43


Hadi noolur 5 dakika daha diyerek yataktan kazındığım hafta içi sabahlarından sonra pazar sabahı aşırı zorlamama rağmen saat 8.20 de bir hşımla yataktan kalktım ve o öfkeyle önce zeytinyağlı kurufasulye arkasından zeytinyağlı bakla ve akabinde mantarlı bol salçalı ve acılı tavuk pişirdim.Aynı anda çamaşır makinasının 1.5 saatte bir kustuğu temiz çamaşırları oraya buraya astım ve kuşların altını değiştirip balıkların lanet olası filtresini temizledim.
Doktora watsaptan çabuk ordan bana bi kilo börek kap gel dedim ama lanet kardeşi burun estetiği ameliyatı olmuş ve sürekli kan kaybediyormuş.Bir yandan müstehaktır diye söylenirken diğer yandan önce balkonda sonrada buzdolabında soğutmaya çalıştığım zeytinyağlı kurufasulyenin yarısını direkt tenceresinden yaklaşık bir ekmek ile yedim ve tüm değerlerim yerine geldi sonunda..
Sonrasında bir filme başladım ve yarıda biraktım.Sonra bir filme daha başladım ve onu da yarıda bıraktım.Bu yarıda bırakmalarımın sebebinin filmin giriş kısmından sonra gelişme kısmının başlarında kahramanın başına gelecekleri tahmin edip içimin sıkılması ve sanki benim başıma geleceklermiş kaygısı yaşamam ile alakalı olduğunu hissedip bunun bişeylerin literatüründe
ne anlama geldiği ile ilgili bir araştırma yapma ihtiyacı hissettim ama neyseki çabuk geçti..
Bende Bridget Jones'un Bebeği filmine bir şans vermeyi istedim.Bridget Jones'un başına aptal saptal komikliklerden başka ne gelebilirdi ki..Filmin ilerleyen dakikalarında bebeğin 2 baba adayı olduğu ve son ana kadar öğrenmelerinin mümkün olmadığını anladığımda elim kapatma tuşuna gitti ama büyük bir cesaret örneği göstererek seyretmeye devam etmeye karar verdim.İyiki de seyretmişim.Evet eğleneceliydi..
Filmi seyrederken aylar önce yapıp balkonda unuttuğum portakal likörüm geldi aklıma.yaklaşık bir bira bardağı dolusu doldurup ekranın karşısına kuruldum ama daha ilk yudumda aman Allahım o ne..Neredeyse sek viski kadar sert olmuştu.İlk zamanlar hoşaf gibi birşeydi bu.Hatta içindeki karanfil dallarından mütevellit lohusa şerbeti muamelesi görüyordu tarafımdan.Şimdi ise boğazımdan aşağı inerken tırnaklarını boğazıma geçirmiş bir kedi gibi davranıyordu..film bittiğinde likör hala bitmemişti.bende kalanı yeniden kovaya döktüm..
Şimdi bu saatte başka film filan izlemeyip noolucak bu memleketin hali şeklinde düşünmek istiyorum..Ya da erkenden yatarım yine..
Bok vardı sabahın köründe kalkacak..

istanbul
hosting