27 Mart 2017, Pazartesi
saat: 22:56


milattan sonra 2013 yılında nam-ı değer konstantinapoliste zamanında düşman işgaline uğramış karaköy iskelesinde onu bekliyorum.
Nasıl bir hava var anlatmak mümkün değil, 25 bahar gördüm hiçbiri böyle değildi. Ağaçların dallarında onun kulagında gördüğüm yıldızlı küpeler sarkıyor, badem ağaçları gerdanı gibi parlıyor, denizin rengi gözlerine sürülmüş karşımda bastığı yerlerde fuşya rengi mutluluk izi bırakıyor.
Saçlarından seken rüzgarı ondan önce burnuma kokusunu çalıyor. Masalsılığı asaletinin mayasından varolmuş gibi tutuyor ellerimden.
Elimi o andan sonra hiç bırakmayacakmış gibi hissediyorum.Böyle hissetmem için birsürü sebebim oluveriyor.
Kırmızı dudakları açık yarayı andırıyor,öptüğümdeki rujunun tadı hala damağımda
İki çekici göğsünün ortasında parlayan yusufçuk onu kendime bastırdıkça tenime batıyor.Sözcük sözcük dışarı akıyordu kadınlığından ilmek ilmek öyküsünü yazıyordu bedenime nefesiyle,tırnaklarıyla varolan tüm şehvetiyle.Seviştikçe kendini buluyordu dünyamın içinde, dünyamın ta kendisi oluyordu.
Ellerim ıssız,hüzünlü yüz çukurlarının çevresinde dolaşırken bir anda uçurumun kenarında buluyordum kendimi.

O uçurumdan hiç düşmeyecekmişim gibi gelirdi o zamanlar bilmezdim hayatın bu denli acımasız olduğunu.
Bilmezdim turgut uyar'ın, edip cansever'in, cemal süreya'nın acılarını döktükleri hasret kokan satırlarının gerçek olabileceğini.
Gerçek olamayacak kadar çok sevdim ben seni, şimdi gene gerçek olamayacak kadar çok acı çekiyorum.

Bu şehri bana zindana çeviren anılarına rağmen hala çok seviyorum. Seni de elbet.
Kurtsağımda bıraktıklarına rağmen.Hatta belki de sırf bu yüzden.

www.youtube.com/watch?v=mc_GIqu2Qio





istanbul
hosting