|
03 Nisan 2017, Pazartesi
saat: 02:31
Çokça yağmur yağdı bugün burada. Sudan tekneler yüzüp durdu asfaltlar boyu. "Kendini dinlemekten yorgun düşmüş insanlar." diyor radyoda çalan şarkı. Yağmur diyorum, eski bir sağanağın peşinden koşar gibi hızlanıyordu. Üşüdüm biraz. "Yağmur" dedim, üşüdüm... "İnsanı" dedi meczup, "iklimler değil, insanlar üşütür". Üşüdüm yine. "Soğukluk; bir tabiat olayı olunca değil, bir diyalogsuzluk durumu olunca üşütür" dedi de meczup, haklılığına üzüldüm, haklılığına üşüdüm... Sonra, asfalt yollar bitip de parke taşı döşeli sokaklar başlayınca ayaklarımın altında, çıkarıp bir sigara yaktım. Elim gitmiyordu zihnimden ortaya saçılan görüntüleri yakmaya. İçim gitmiyordu, sesim gitmiyordu. Bir ara geçmişi yakmak istedi de dellenen aklım, izin vermedi ciğerim. Hem vermezdi zaten, bilirim. "Dünya bir spiral gibidir" diye söyleniyordu aklı kısa, sakalları uzun meczup, "zaman bir spiral gibidir, sözcükler bir spiral" diye devam etti de susturdum hemen. Duvardan kopan taş döner duvarı vurur önce, duvarı deler. Yağmur ilk kendini ıslatır, kurşun kendini yaralar ilkin. Bir mektup yazayım dedim, dur dedi meczup. Akılla kağıda söz geçiremezsin, sözcüklere hükmedemezsin. Bir mektubun sınırlarını aklınla çizemezsin, dedi meczup. Aklınla yazamayacağın gibi aklınla kapatamazsın zarfı. Akılla yol alan mazrufu zarfa nasıl koyarsın, dedi. Ben üşüdüm. "İnsan, bir üşütme halidir" dedi meczup. İnsan bir utanç halidir! Öpüyorum Alvin, hoşçakal. | ||
|
|
||