|
05 Nisan 2017, Çarşamba
saat: 20:28
Bandırma'da çok güzel bir çocukluk, gençlik geçirdim ailemle. Tatsız zamanlarımız da olmuştur mutlaka, ama genellikle kahkahalar attık, kalabalık kahvaltılar yaptık, kalabalık bayram yemekleri yedik. Akşamları çaylar içilip uyku vaktine yaklaşılınca herkes pijamalarını giyer, bir odada toplaşır, uyku öncesi sohbetleri yapardık. Ananecimin ve dedecimin evinde teyzemler kuzenlerim ve biz her tatilde böyle toplaşıp, hep birlikte böyle güzel güzel yaşayıp giderken arada bir aklımın ucundan ya dedeme ya da ananeme bir şey olursa naparız düşüncesi geçer, yüreğim cız ederdi. O gün geldi mi günce? Hayatım boyunca içimi sızlatan korkum gerçekleşmek mi üzere? Pazar günü dedecim felç geçirdi. O günden beri hastanede. Allak bullağım. Hep çok umutluydum. Uyanacağını hissediyordum. Ama bugün içimi korku kapladı. Artık gözünü açmıyormuş. Annem "uyuyor" diye güzelleme yapsa da, onun uyku olmadığını biliyorum. Kendinde değil. Yoğun bakımda tek başına yatıyor. Günde bir kerecik görebiliyorlar. Ben hala gidemedim. Yarın akşam gidiyoruz kardeşimle. Yüreğimi korku kapladı günce. Dedemi o halde görmeye hazır değilim. İki hafta önce evimizdeydi, gülüyorduk. Ben işten geldiğimde müfettiş kızım diyordu, gurur duyuyordu benimle. Bırakma dedecim beni. Sen o kapıdan anahtarlarını şakırdatıp girmedikçe o evin tadı olmaz, bayram yemeklerimiz eksik olur, kahvaltıda "bu peynirden ye bak taze" demezsen yemem. Daha düğünümde göbek atıcaz. Nolur bırakma. | ||
|
|
||