06 Mayıs 2017, Cumartesi
saat: 12:14


Hıdırellez benim için hep hüzünlü geçer. Çünkü babam bir hıdırellez günü panayırda annesi tarafından terkedilmiş.
Babası askerde ölmüş yetimken birde annesi tarafından terkedilen 5 yaşında bir çocuk.

Anlatırken gözleri kan çanağına döner gözyaşlarını tutmaya çalışırken, onu hiç ağlarken görmediğimi sanıyor ama ben onun için için ağladığına çok şahit oldum.

Her hıdırellez'de mutlaka memlekete giderdik kendimi bildim bileli.
Küçükken hatırladığım en net şey, hıdırellez günü mutlaka yağmur yağardı. Babam bunun yakılan ateşi söndürmek için yağdığını anlatırdı bana. Gerçekten her yıl bunun tekrarlaması nasıl bir tesadüfle açıklanabilirdi ki. Shakespeare mi yazmıştı bu senaryoyu.

Biz her 6 mayıs öğleni yağan yağmurda ıslanır büyük kavak ağaçlarının ardında kalan düzlükte esen rüzgarla kururduk.
Babam'ın üzerinde mutlaka bir hırka olur ve o hırka benim omzuma atılırdı.
Babamla aramdaki en özel bağdı o gün o hırkanın saltanat gibi babadan oğula geçmesi.

Bugün gene bir hıdırellez günü, gene yağmur yağıyor. Gene ateşleri söndürmek için.
Dışarı çıkarıyorum içimdeki ateşide belki söndürür diye.

Babaannemi hala affedemiyorum. Öldü ama hala affedemiyorum. Bir anne çocuğunu nasıl en mutlu olduğu anda terkedebilir. Bir çocuğun gözleri büyülenmiş gibi atlı karıncayı izlerken yanıbaşında durduğunu sandığı annesinin boşluğunu nasıl kavrayabilir. Nasıl yapar bunu diye düşünmekten kendimi hiç bir zaman alamıyorum.

Babamın babaannemin cenazesindeki hiçlik duygusunun yüzüne yansımasını kafamdan silemiyorum.

Çok üzülüyorum ona ve elimden o yaralarını kapatabilecek hiçbirşeyin gelmemesine.
Hıdırellezin herkeste umut bizde ise hüzün olmasına.


www.youtube.com/watch?v=rUL04sHIVhI

istanbul
hosting