|
07 Mayıs 2017, Pazar
saat: 11:15
Çocukken tiyatro sahnesini yaldızları ve görkeminden dolayı saraya benzettiğim zamanlardı. Bu masumiyet sürüp gidemeyecek kadar özel ve güzeldi. Küçük bir çocukken dev bir ihtiyara döndüm.Üstelik tüm bu metamorfoz bir ölüm haberiyle genelgeçerlik kazandı. Bakımsız bir göl kıyısında gördüğüm küçük bir çocuk elindeki sopayla kağıttan gemisini yüzdürüyodu ben ise cenneti dünyada cehennemi içinde arayan bir kuşaktan geliyordum. Sevdiğim şehrin ıslak sokaklarında yürürken sabahlarında gökkuşağının altında açıyordum gözlerimi Bedenimi tepeden tırnağa kızgın ateşe atan parmak uçları saçlarımda dolanmıyordu artık, böyle zamanlarda yanmak içimde dağları çökertiyordu. Gözleri yönümü gösteren yıldız gibiydi,içimdeki cesetleri tek tek toplardı gülüşü. Kirpikleri bir plağın iğnesi gibiydi,baktığı herşeyin ayrı bir müziği çalardı içimde. İronilerin gölgesinde,argümanlarına ve klişelerine düşkün,popüler kültürde bir anarşistti. Sofu katoliklerin cumaları perhiz yaptığı gibi sadece o güne ait ritüelli vardı. Kadeh kadeh rom içip geçmişine küfrederdi. Mevsim başı alerjileri,baş dönmeleri bırakmazdı peşini.Aristokrasinin prensesi,şehvetin kölesi,Chopin'in hüznü,uslanmaz,haylaz bir aktivistti. Çok seviyordum,çok seviyormuşum.Hikaye yazarken ne zaman satırbaşı yapsam önemli birşey oluyor demekti,Onu yazarken sürekli satırbaşı yapmamın sebebi buydu. Onunla yasaların,aklın,sorumlulukların ve amaçların olmadığı bir yerde olmak istiyordum. Hayalgücümün kanatlanıp onun omuzlarına konduğu bir yer. Kış gülüne benzeyen gülüşlerinde,özgürlüğün pırıl pırıl ışığında görkemli tükenişleri,gayya kuyusu gibi boşlukları,geniş olmayan zamanları yok etmek istiyordum. Şimdi bir trene binsem.Tren kavak ağaçlarını,çayırda otlayan inekleri,bu gezegendeki ki herşeyi geride bırakarak,susamışçasına sana gelse. İçimde ki kuklayı öldürdüm,iplerini en yakın uçurumdan aşağı sarkıttım,uçlarına küçük çocukların salıncak kurduğu ve sanki yıldızları yakalamaya çalışırçasına çılgınlar gibi sallandıkları bir çocuk parkı oldu cesedim. Hoş toprağın altında börtü böceğin,farelerin kemireceği bir yem olmaktansa çocuk kahkahalarının üzerimde koşmasını yeğlerim. Sen, neropsişik bir vaka geriye dönülmeyecek kadar uzaklar algısı kesintiye uğramış bir zavallı şaşmaz bir içgüdü maskaralıklar hecelerin mahremiyeti mezar mezar papatyalar dünyanın karmaşık karanlığıydın. bana tanrıdan haberler getiren gözlerinle çoktan beni 23.55 treniyle terketmiş gibi karanlığın melankolisine terkeden melankoliye düşkün bir kitap kurduydun. Seni özlüyor ve seni yazmaktan hiç bıkmıyorum.Yazdıkça seni daha iyi tanıyor tanıdıkça sana daha çok bağlanıyor olmayı seviyorum www.youtube.com/watch?v=Fx-UIP5djLA | ||
|
|
||