|
26 Mayıs 2017, Cuma
saat: 21:19
Evden uzun süre uzak kaldığım zaman inanılmaz yoruluyorum günce. Eskiden böyle değildim, sabahtan akşama sokaklarda sürtüp sonra arkadaşlarda kalabilirdim günlerce. Şimdi evden çıkalı beş saat olmuş ve tükenmiş durumdayım, daha da en az 4-5 saat eve dönemeyeceğim. Haftada bir Sri Lanka'lı bir ailenin çocuğuna bakıyorum bir saat. Tahmin ettiğimden çok daha eğlenceli bir iş. Velet bir buçuk yaşında ve inanılmaz komik. (Ben ki küçük çocuk sevmem günce, bilirsin. Altı yaşından küçük ve köpeklerim kadar anlayışı olmayan her şeye maymun gözüyle bakarım.) Delon kapkara bir şey haliyle, yüz ifadeleri filan Alper'in küçüklüğüne benziyor. İlk üç hafta yüzüme bakmasıyla bas bas bağırmaya başlaması bir oluyordu, ama şimdi anlaşıyoruz. Bugün hava yağmurlu diye kütüphaneye gittik. Sırf merdivenlerden çıkmamız kafadan on beş dakika sürdü. (Ben de 'oh yorulsun boşver çıkalım yavaş yavaş' diye bıraktım çıksın. Yoksa asansör var, veya kaldırıp taşımak zor değil.) Orada çoluk çocuk için etrafa saçılmış ıvır zıvırla oynadı. Bana inatla bir şeyler anlatmaya çalıştı ama şu anda konuştuğu dil İngilizce-Sinhala-Veletçe karışımı olduğu için hiçbir bok anlamadım tabii ki. 'Yes, of course, I agree' gibi cevaplar veriyorum kafadan. Yalnız söylediklerimin çoğunu bir nebze anlıyor sanırım. Ne tuhaf yaratıktır insan yavrusu... Yağmur çamurdan bir haller oluyoruz gene. İki gün hava 25-28 dereceye vurdu, gittim göle filan girdim (çivi gibiydi ve bokum dondu, orası ayrı). Sonra 5 dereceye geri döndük ve soba yakmamak için kendimi zor tutuyorum. Bahçeye ektiğim tohumlar sulanıyor hiç olmazsa diye kendimi avutuyorum. Henrietta'nın kuluçkasındaki yumurtaların hepsi rutubetten koktu, yalan oldu. Dangalak tavuğun boyu kadar ördek yavrularını büyütmesini seyretmeyi umuyordum halbükü. Gısmet deelmiş. Neyse. Of iki saat daha nerede nasıl vakit öldüreceğim acaba günce? Bilgisayar varken bile zor geliyor. Gideyim mektup neyin yazayım bari. | ||
|
|
||