26 Mayıs 2017, Cuma
saat: 22:08


Herr Fuchs, bir ressam, 70 falan yaşında. Üst katlarımızda oturuyor. Bir oğlu var. Kışları gelip, onun kömür ihtiyacını yukarı taşıyor. Bir oğuldan çok beygir görevi görüyor. Herr Fuchs bir anarşist. Önce sosyalist aktivistmiş sonra anarşizmle tanışmış. Berlinin sular altında kaldığı resimler yapıyor. Mekanları ve binaları inanılmaz bir karanlığın ardında görüyor. Yaptığı şey, Einstürzende'ye çok paralel.

Koyu bir Almancası var. Anlamam çok zor. Uzun beyaz sakalı ve hep ensesinde topladığı uzun beyaz gümüş saçları var. Bir şarap aşığı. İnternetten sürekli siparişler veriyor, çeşitli bağlardan. Bize geldi iki gün önce, 1997 bir şarap getirdi. Özel bir tribüşonu var. Mantarın ortasına değil, camla arasında iki tarafa sokup,yavaş yavaş yukarı çekiyorsun. Herr fuchsun ön iki dişi son görüşmemizden beri yok olmuş, kedisinin öldüğünü-uyuttuğunu-boş kafesle apartmana girdiğinde-anlatmıştı. Ben anlamamıştım. Bir başka karşılaşmamızda da bacağını anlatmıştı, nerelerdeydiniz dedim, krankenhaus dedi, sonrasını anlamış gibi yaptım. Gute besserung dedim kibar bir şekilde.

Bize geldiğinde hep ciddi, ama arada bir gülüşü var. Çocuk gibi, biraz ayı gibi. Harika bir tezat.O zaman B onun anlattıklarını çevirdi, bacağını kesmişler. Bana anlatmak istediği oymuş. Oysa bunun için bazı evrensel jest ve mimikler varken o almancayı tercih ettti.

20 Yıllık şarabı içtiğimiz o gece, tuhaf bir nöbet oldu. Bir kaç ay önce olmuştu. Ensemden birisi çekti ve yatağın içinde titremeye başladım. Burnum bile titriyordu, hiç bir şeyime hakim olamıyordum. Yataktan çıktım, yürüyemiyordum.
B bana sarıldı, ölmüyorsun diğ mi, çok alıştım sana dedi. Ölmediğimi biliyordum ama kontrolü tamamen kaybetmenin de hayreti içindeydim.
Sonra papatya çayı yapayım dedim. Öncekinde öyle geçmişti. Kettle'a bastım. Titreme bıçak gibi kesildi. Uyudum.

Ertesi sabah sağ dizimin arkasında bir şey hissettim, top gibi bir ağrı, sonra o yürüdü yukarılara afedersiniz kalçamın üzerine kadar uzandı. Ben kaputtum dedim,, burda da isanın göğe yükselişi maksatlı tatil. B armini alıp Harz dağlarına gitti. Ben gitgide yürüme durmumu haybettim, bir kaplumbağaya göre hala hızlıyım ama bir bacak, bir lop göt kaputt.

Gece ağrıdan bağırma noktasına geldim ama bir yandan da yalnız hastalanmanın ne büyük bir lüks oldu. Birilerine bakmak zorunda kalmadan, güçlü görünmeden bağıra bağıra acıyı çekmek...

Neyse, sonra Jörg bana apothekeden ilaç aldı. Sabah apotheke kadına ben de ulaşmış ancak senin surat ifadeni sikiyim diyip ağlayarak çıktığımdan alamamıştım.

Ondan önce hiç oturup yatamadığımdan evin içinde yürüdüm. Yürüdüm yürüdüm. Bu hızla yürümek bana değişik görüş açıları falan katmadı.
İlacı aldım ve kaslarımda müthiş bir uyuşma ile koltuğa çöktüm. Survivor izleyerek kendimi öldürmeye devam ediyorum.
Hava müthiş güzel.

Yarın geçecek herhalde.




istanbul
hosting