|
02 Haziran 2017, Cuma
saat: 13:51
her arayan bulacak degildir, fakat bulanlar mutlaka arayanlardan olacaktir. bu soze cok inaniyordum sahenk. bulunacak bir sey olduguna da. hatta bir kelime, bir ses bulacagim ve bu buldugum derin bir anlam olarak hayatimi kutsayacak, beni derin bir yere hapsedecek ve sonsuz huzurla kaplanacagim saniyordum. butun bunlar insanoglunun bir altin cag arayisi bir altin cag beklentisiyle ayni seyler. ergenligindeki insanoglu ile dusunsel olarak bir eslenme zorunda kaldigi oluyor insanin. fakat bir adim sonra anlamaya basladigin baska bir aforizma oluyor. dagin basindaki zen senin oraya cikardigin zendir. hmmm. simdi aramaktan vazgecebilirsin kucuk adam. hani icinize bakin filan safsatalarindan da arinmak gerek yani. icimiz disimiz, bir kelime, aranip bulunacak bir simya, bir altin cag, huzur, mutluluk... su an icinde bulundugun hale bak. zeytinyagina ekmek bandirirsin da yag yavas yavas ekmege sizar ya. yavas yavas buyuk bir sabirla sanki. iste oyle. aranacak bir sey yok. bulunacak bir sey yok. beklenecek bir sey yok. su an icinde bulundugun yerde ekmegini zeytinyagina batir, agir agir emilisini izle. sonra tadina vararak ye o ekmegi. yarini bekleme ey insanoglu butun isik, kutsal tini, altin ve simya burada simdi seninle. yillar gectikce hayat daha kivamli bir hal aliyor sahenk. rafine seylerin daha kivamli olmasi misali. ararken aramaman gerektigini farketmek gibi. anlam bir goz kirpisi. | ||
|
|
||