30 Haziran 2017, Cuma
saat: 07:28


Dünyanın nasıl göründüğünü unuttum. Seni kaybettiğim günden beri.
Mukeddratımı kaybettim,olağanlığımı,
ıssızlaştım izbe bir bar köşesi gibi, kimsenin ayak basamadığı lut çölü gibi.
İşin kötüsü kaderimin hükümsüz kıldığı bu ıssızlıktan soyutlayamıyorum kendimi
Beni huzurunun içinde koruduğun, kahverengi elbisenin bir sonraki buluşmamızın işareti olduğu o günlerin tadı damağımı jiletle parçalıyor
Kan doluyor ağzım. Kan tükürüyorum geçtiğimiz yollara. Adını yazıyorum topuklarının değdiği kaldırım taşlarına ilmek ilmek

Tanrım nasıl bir acı bu, geçmek bilmiyor.
Sanki anestezisiz ameliyat masasında organlarıma değiyor neşter. Kanımın ılıklığını tenimin üzerinde hissedebiliyorum böyle anlarda.

Haziranın son günü sıcağın mayıştırdığı asfalt bir yolda, dünyayı fethedebileceğini düşündüğüm motorsikletinin üzerinde son nefesini vermene hala inanamıyorum.

Sen gittiğinden beri Hiçistandayım, Oblomov'un rüyasında,Kafka'nın ölüm döşeğindeyim.
Ne yerdeyim ne gökteyim.

Bugün senin ölümünün 3. yıldönümü olduğuna inanamıyorum.

Sanki gitsem hala seni görecekmişim gibi çıkıyorum Kortel korusuna. Tevfik Fikret heykelinin yanında uçuşacak sanki saçların.


Yumuşacık tenine değilde mezar taşına dokunmak o kadar çok ağrıma gidiyor.
Gene de oradan başka sığınacak yerim yok.
Bu şarkının sözlerini mırıldanarak geliyorum sana.

www.youtube.com/watch?v=4BMGrAAFr9g


istanbul
hosting