03 Temmuz 2017, Pazartesi
saat: 01:11


nemrudunkızı, nemrudunkızı. Kral antiokios I.
yıllarboyu düşlediğim, düşlediğimi pek kendime çaktırmadığım, ama düşlediğim, ve zamanı gelince de o düşlediğim şeyi gerçekleştirdiğim bir gezi. uzun zamandır düşlediğim o yeri görünce, bi aydınlanma falan yaşarım diye umuyordum sanırım, hiç de öyle olmadı. (gerçi böyle bir şeyi ben 4 yıl önce asklepion'da da yaşa(ma)mıştım, fakat sonra en olmayacak yerde, isabey camiinde gözlerim dolmuştu, garip olmuştu. -çok sonradan öğrenecektim ki,isabey camii, balıkçı'nın deyişine göre, ilk asimetrik yapıdır, hatta corbusier'nin sütbesüt dedesi olarak betimliyor isabey camii'ni balıkçı-)
biraz uzun zamandır hayalini kurduğum şeyi gerçekleştirdikten sonra yaşadığım bi miktar boşluk hissi, biraz da aslında yeni gezi fikirleri ile döndüm kral antiokios I'in memleketinden.

kral antiokios I. ilginç bir adam. 5 uçlu tiarasıyla(tacıyla) onun kim olduğunu tanrıtahtlarının önündeki başlardan seçebiliyorsunuz. annesi makedon, babası pers olan antiokios I, işte anadoluda, burada, bu topraklarda, isadan önce 60'la isadan sonra bilmemkaça kadar, doğu ile batıyı birleştirmeye girişiyor. kendi krallığının ismine de kommagene,yani genler topluluğu diyor, kendi de bir genin topluluğu olan kral antiokios I. Yapmaya çalıştığı şeyin güzel örneğini biz, nemrud dağının zirvesinde, yerden 2200 küsur yüksekte, doğu ve batı terasında, tanrı tahtları arkasına yazdırdığı yazıt(nomos)tan ve tanrı heykellerinden görüyor/öğreniyoruz. bir apollon var ,apollonun başında pers stili başlık var, zeus'ta ve herkül'de de öyle. (herkülün herkül olduğunu da elindeki bastondan anlıyoruz. 1881'de puchstein öyle anlamıştı onu) zaten onlar da sadece yunan mitolojisinden bildiğimiz isimleriyle orada değiller; yazıtta apollo-mitras-helios-hermes diyor, zeus-oromasdes diyor, artagnes-herakles-ares diyor, yani helen isimleriyle birlikte pers isimlerini de belirtiyor o tanrıların. ve sonra o tanrı heykelleri yanına kendi heykelini de diktiriyor. ve krallığı kommagene'yi simgeleyen tanrıça tyche'yi, başındaki üzüm salkımlarıyla birlikte. ve yanlarına kartal heykelleri, aslan heykelleri ki korunsun krallık. daim olsun. ve bir ateş altarı. işte burada bundan 2000 yıl önce, burada ateşler yakılıp sunaklar sunuluyor tanrılara, ritüeller gerçekleştiriliyor.

ilk gün günbatımı için yoldayken, osmanhamdibey'den okuduklarım aklıma geldi, yarım saattir yoldaydık, tümülüs bir görünüyor bir kayboluyordu. kendimi 83te oraya gezi yapan osman hamdi bey gibi ya da puchstein gibi hissettim. bin ich da! ikinci gün, gece 2buçukta kalktık, üçte yola koyulduk gündoğumu için. rehberimiz dimitri. dedesi makedonyadan gelmiş,burayı seçmiş kendine,bir ermeni ile evlenmiş burada ve yaşamını sürdüregelmiş. önce yıldızları gösterdi bize. kommagene de gökyüzünü yıldızları falan bilen bir uygarlık. sonra çıkışa başladık, beremi taktım, poları yağmurluğu giydim, battaniyeye gerek olmadı. tepedeyiz. merdivenlerden tırmandık. doğu terası. güneşi bekledik. gün doğdu. renkler değişti. oradaki bekçiden bayramekmeği yedim bir lokma. bugün bayram! bol bol fotograf çekmeler. sonra dimitrinin anlatımı. ve oradan arsemia'ya geçtik. antiokios1'in babası mitridates'ten tahtı alışı, el sıkışması, mağaralar, antiokios1'in herkülle tokalaşması, yazıtlar,mağaralar, apollo-güneş tanrısı saat 8 güneş tam apolonun başındaki okların oraya vuruyor!. çay içiyoruz biraz dinleniyoruz orada. dönüyoruz. selçuk köprüsü. çiçek açmış mor zakkumlar.vadi eski kale. ilerliyoruz. cendere köprüsü -septimus severus köprüsü. sütunlar. kahvaltı. karakuş tümülüsü ve geri dönüş.
sevimle tanıştım orada.dersimliymiş, sesini ilk duyduğum andan beri bi yakınlık hissetmiştim, tur boyunca abla-kardeş ilişkisi kurdu benimle,yakınlık kurabildik. peki kral antiokios 1 neye inanıyormuş yani?
zerdüşlük gibi mi? bi dakka kafam karıştı, ibrahim ne zamandı, önce mi sonra mı? gibi sorularıyla muhabbetimizi ilerlettik:) onlar halfetiye devam etti o gün, ben perre antik kentini ve müzeyi gezdim adıyamanda, ertesi gün otelde karşılaştık, yanımda nemrut dağı hakkındaki biricik kitabımı, yıllar evvel aldığım ve bütün bu yolculuğuma vesile olan o kitabımı almıştım, bir önceki gün de nomos'u okuyup bitirmiştim hatta kitabı, o yine kafasının karıştığından falan bahsediyordu kahvaltıda çay içip karpuz yerken, çünkü adıyamanda bu sıcakta başka bir şey yapılamıyor ya çay içiyorsunuz ya karpuz yiyorsunuz, ben de çıkardım çantamdan kitabımı, ona verdim, beğenirsen alabilirsin ben okudum dedim, beğendi, aldı kitabı. ben de memnun oldum. bütün o dağın keşfediliş süreci falan anlatılıyor kitapta, farkında olmadan zamanında aslında alınabilecek en güzel kitabı almışım sanırım:) iyi oldu onu ona verişim. vana gelirsen mutlaka ara dedi, tamam dedim. istanbula gelirsem de ben ararım dedi, tamam dedim:) o gün öğlen adıyamandan sakallı şalvarlı sarıklılarla birlikte ayrıldım havaalanından.adıyaman,nakşibendilerin menzilcilerin mekanıymış, bilmiyordum, yeni öğrendim.zıtlıkların birarada oluşunu ise önceden beri biliyordum,o yüzden hem şaşırdım hem de şaşırmadım.

oradan dönüşte istanbula gelip kaş için yola çıktım. canım kaş. bu sefer tekne gezili, araba kiralamalı, kiralıkodada kalmalı falan.
tekne gezisinde farkettim denizadamlarının neden bu kadar denizi sevebileceğini: o doğa ananın kucağında, beşik gibi bir o yana bir bu yana sallanan sakin denizin ortasında, o mavinin içinde, bir gün önceki akşamdankalmalığın da etkisiyle ne tatlı yatılıyor meğer. dejavu. antik tiyatro. kamping.kalkan. letoon. apollon tapınağı. patara antiktiyatro-meclis binası-ana cadde sütünlu cadde(iklimlerde buraya mı geliyorlardı nuribilge ile ebruceylan?) ve sonra kum tepeleri. ve geridönüş.
çiçeklielbiselikızla konuşamayış. gagarin. kartpostalları orda unutmuşum,neyse aldım ertesi gün.patlıcanlı krem brulé(sufle değilmiş o meğer krem büleymiş ben yanlış biliyormuşum:),gecenin 3ünde aniden bi sıcak vantilatörün ya da gözlemeci teyzenin gözleme sıcaklığının bütün etrafı ve atmosferi sarışı, büyükçakılda sabahı bekleyiş. gecenin ortasında süt beyazı bir yıldızlar galaksiler kümesi. şu yaşımda anladım ki meğer bundan dolayı milky way'e milky way diyorlar, hakikaten milkyway. samanyolu anlamı karşılamıyor. sabahın erkeninden bi asmaaltında yüzdüm, ritüelimi gerekleştirdim, vedamı ettim, akşamüstü güzel bir çizkek'ten güzel bir kafede güzel insanlar tanıdıktan sonra, otogardan döndüm. eyvallah kaş! tekrar eyvallah!
















































































































istanbul
hosting