|
11 Temmuz 2017, Salı
saat: 09:31
Gecen gun hocamla konustum. Dert yandi bir suru seyden. Telefonu kapatinca farkettim, iki saati gecmis. Bunu farketmemle konusmanin ortalarina dogru uzerime coken hissi hatirladim. Coken dogru kelime degil. Denizden cikip oyalanarak aksami edince, yavas yavas tum vucudu kaplayan yorgunluk ve tuz karisiminin yarattigina benzeyen bu hisle sarmalandim daha ziyade. Icine kapanik yasayinca birden insan icinde olma, baskasinin dusuncelerinin ruzgarina kapilma hissi cok belirgin gosterdi kendini. Hosuma gitti. Yine icime kapanik oldugumdan dinledigim bir suru podcasttan birinde sihirbazlarla ilgili bir hikaye vardi. Simdi buyuyup kozasindan cikmis ama cocuklugunda iluzyonistlik tutkusu olan abinin anlattigi bir sey cok hosuma gitti. Aynanin karsisina gecip saatlerce el cabuklugu calisiyorsun. Sen biliyorsun elindeki madeni paranin aslinda kaybolmadigini. Ama yeterince iyi olursan oyle bir an geliyor ki, yaptigin sey sana da buyulu gelmeye basliyor. Iste o zaman calistigin numaranin ise yaramaya basladigini anliyorsun. Baader Meinhof etkisi, sonra ayni seyi bir muzisyenden duydum. Calarken enstrumanindan cikanlara sen de sasiriyorsun. Iste o zaman gercekten muzik yapmaya basladigini anliyorsun. Eminim aynisi sairler icin de gecerlidir. Ressamlar, aktorler icin... Hicbir sanatim olmadigi icin kendimi patlayacak gibi hissediyorum. | ||
|
|
||