|
17 Temmuz 2017, Pazartesi
saat: 17:45
HUH! Bu moleskinlere göre tuttuğum laf kalabalığından uzak bir günce olsaydı şu olurdu; Hafta; İşleri bitirmenin ve tatilin yaklaşmasının keyfi ile ile bir kaç gündür mutlu hatta gülerek uyanıyorum. Personelden arıza çıkaranlar olsa da tez zamanda ya ezilecekler ya da gidecekler. Yine de kimseyle talaş etmek istemiyorum. Okumak için bol bol zamanım oldu bu arada. Nihayetinde 51. kitabı da devirdim ki Emile Ajar'ın yaşam öyküsü kadar 'onca yoksulluk varken' kitabı fena halde Alper Canıgüz'ün 'oğullar ve rencide ruhlar' kitabına benziyor. Tabiki Emile'nin dili ve mizah anlayışı daha zarif. Zekası ise su götürmez bir gerçek. Cumartesi; Sabah erkenden kalk. Kadıköy/moda. Neyse ki boş koltuklar. Edebiyat takvimi. Moda'da Kazım Koyuncu'nun abisinin mıhlaması. Ermeni inşaat ustasıyla keyif çayı. Burgazada'ya doğru vapur keyfi. illaki kaçak içilen sigara. Adanın sessizliği. Adalı'nın evi (resmi tatil dolayısıyla kapalı). Ardından Heybeliada. deniz..yok deniz banyosu. boğazda denize girmenin şaşkınlığı.. neden şaşkınlığı. öğle sıcağında içilen bira. güneş dökülürken tekrar Burgazada. barba yani'de roka salatası, lakerda, karidesli börek düşü Alemdağ'da Var Bir Yılan iken. dönüş yolunda vapurun kalabalıklığı. sigara içmeye alan yok. iki şişe beyaz şarap (biri moskado), füme hindi, kimyonlu gouda, acı-tatlı sos ve tartoletler. Şovenistlere inat Gazi Kemal'e minnetle ve saygıyla. ansızın gelen bir mail şaşkınlığı. Pazar; 13:30 uyanış. ev..ev hali..tanzania kahve keyfi.. bana sormuştu güncemde benle ilgili bir şey var mı diye; "first is first" temizlik. müzik.kitap. kahvede iki demli çay. ev- kitap.. tartuffe... .....gibi olurdu...bu gerçek bir moleskine olsaydı | ||
|
|
||