|
06 Ağustos 2017, Pazar
saat: 14:46
Hayatıma gireli 3 gün olmuştu daha. 3 gün önce kendi küçük dünyamın içinde, kendi alışkanlıklarımla kendi yarattığım dünyamı rutin yavaşlığında döndürürken bir anda doğada saklı olan gizli bir güç gibi, afrika ormanlarında neon ışıkları saçan amazon kelebekleri gibi büyüledi beni. Herşey değişmişti bir anda. Apokalips gibi ışık tutuyordu önüme.Ölürken geçmişi film şeridi gibi görmek kolaydı. Son nefes buna yeterdi. Peki ya geleceğini görebilmek. Herşey o kadar güzel ki. Sanki dünya bize kalmış. Tüm korular, tüm mayıs akşamları, tüm çıkarılan yasalar, ekinler, parkta sallanan çocuk sevinçleri,ufuk çizgileri, yağan yağmurlar. O gece onu bekliyorum ama gelmiyor.Kendince endişelerini birer birer sıralamıştı bana. Ama ben küçük bir çocuk gibi laftan anlamaz tavrımı sergilemiştim. Bir masalın ortasına bomba koymaya hakkı yoktu diyordum kendi kendime. Tüm gece hayalkırıklığının koynunda koca bir şişe şarap ile teselli arıyorum. Bir yandan gökyüzü açıkken yıldızlara bakıyorum. Diğer yandan da onun ışığı yanmayan penceresine. Uyuyor mu yoksa bana görünmeden başka bi yere mi gitti bilmiyorum. Hastalıklı bir hale geliyor bu takıntı. Farketmemek mümkün değil, kendime zararı tespit edebiliyorum. Onu düşünürken iş yerindeki aksaklıklar, yazıların durağanlaşması, okuduğum şeylerde anlatılmak istenenleri değil onu arama çabalarım. Herşeyin farkındayım. Çeki düzen vermem gerek kendime. Ama onun bende yarattığı bu kaos havası,heyecan içimdeki yaşama telaşını tatlı bir hale getiriyordu. Sabah evden çıkarken görüyorum. Dizüstünde lacivert bir etek ten rengine uyum sağladığı gömleği narin ayaklarında stiletto'ları. Sürmüş sürüştürmüş, takmış takıştırmış caddenin köşesine kadar topuklularından çıkan seslerle içimde depremler yaratıyor. Onu bekleyen servisine biniyor ve gidiyor. Gözüm servis sokakta kaybolana kadar onun arkasında. Bende hazırlanıp çıkmalıyım artık. Aynaya bakıyorum. Sakal traşı olmam gerek. Gömleğinde ütüsü yok, 1 saat sonra bir toplantı var. Hintli ve Japonlar ile. Masa oldukça kalabalık. Artık gerçek hayata dönme vakti. Üstüme başıma çeki düzen veriyorum. Jilet gibi olup çıkıyorum evden. Tüm hayalkırıklıklarımı evde döndüğümde okuyacağım kitabın yanına bırakıyorum. Bu aralar Marquis de sade okuyorum sadece. Erotizm iyileştiriyor. www.youtube.com/watch?v=dUl8f69K2n4 Devam edecek. | ||
|
|
||