07 Ağustos 2017, Pazartesi
saat: 18:58


Toplantılar, teslimatlar,üreticiler,numuneler,birim fiyatlar herşey havada uçuşurken boş boş bakıyorum bulunduğum yerde.
Benim zihnimi sadece o ve onun yarattığı gizem meşgul ediyor.

Geceleyin evime giriyor gizlice,kütüphaneme çıkan merdivende belli belirsiz çıplak ayak izleri var. Rutin adımlar değil,belli ki ceylak gibi parmak uçlarıyla geçmiş. Ayak izlerine bakıyorum. Bu Duru'dan başkası olamaz.Ay ışığında baktığı esrarengiz satırlarIN hepsinin altını çizmiş. Belleğimi alt üst ediyor yorum yapma yeteneğimi sekteye uğratıyor yazanlar.

Sayfa çevirme seslerine uyanıyorum, en başta salondaki pencere açık o masanın üzerinde duran kitabın sayfalarını karıştırıyordur diyorum. Ama ses bi türlü kesilmiyor.

İçeri doğru ağır ağır yürüyorum. Odaya yaklaştıkça hoş bir koku beni karşılıyor. Saklandığı yerde gölgesi duvara vuruyor. Müthiş bir kadın portresi gibi.
Nemli cildinden menekşe kokuları süzülüyor, göğsünden çıkan tatlı hırıltıları dinliyorum.
Farkındalığımı hissedip karşıma çıkıyor.
Pencere aralığına doğru kayıyoruz, üzerinde burçlar olan büyük bir dünya küresinin arkasına geçiyoruz. Tam oracıkta gözlerini burçlara çevirerek kitap yığınlarının huzurunda. Dostoyevski'nin, Tolstoy'un,Stendhal'in Joyce'un, Hemingway'in gözlerinin önünde dudaklarına kenetleniyorum.
Başka bir kapı açılıyor o an, başka bir dünyaya.
Gerçek mi düş ü ayırt etmek abesleşiyor. Düş kadar gerçek,gerçek kadar düş. Taze gül gibi kokuyor.

Dünya'ya beğenilmek,kalpleri etkilemek için gelen Duru,çıplaklığın kendisine yakıştığını ve güzelliğin teşhir edilmesi anlayışında bir kadın olarak tüm baştan çıkarıcı hareketleri uygulayarak soyunmaya başlıyor.

Perdeler indirilmişti,odayı dolduran sıcak loşluğun içinde ocaktaki ateş dans ediyor, terli vücutlarımız fosforlu gibi parlıyor. Dolabın aynası gizemli ışıklarla bambaşka bir havaya bürünüyordu.
Kaderim beni onun kollarına itiyordu.
Gözlerim gökyüzünün ışığına alışık olmasına rağmen ateş çiçeklerini andıran gözleri gözlerimi alıyordu.
Gece sakindi, kanatlarım yorulmuştu.

Bu evrende güneş oluşmuş,yıldızlar yaşam bulmuş onların üzerlerinden bitkiler,hayvanlar,düşünceler doğmuş daha sonra uygarlıklar oluşmuş,asırlar süren önemli gelişmelerden sonra imparatorluklar yıkılmıştı. Kim bilir ne analar ağlamıştı, sessiz göklere ne aşk sözleri yükselmiş,ne kin tohumları ekilmiş, ne intikam yeminleri edilmişti.
Şimdi bir de biz vardık hepsinden sonra gelen. Seninle birlikte yaşadığımız bu tutku,bu kategorilerüstü bir çılgınlık belki. Sonunun ne olacağını bildiğim bir fırtına sanki benim ahenk kaynağımdı.

İnsanlığa iltica etmiş başka gezegenden bir canlı gibi düşmüştü hiçistanıma.

devam edecek


www.youtube.com/watch?v=L4sbDxR22z4

istanbul
hosting