03 Eylül 2017, Pazar
saat: 23:51


Bazen, susup öylece durmak geliyor içimden. Hayatın olanca akışına karşı gelmek... isyan etmek... bütün sessizliğimle... düğüm düğüm, derince bir çığlığı yutkunadurarak... Ama bu duruşumu, bekleyişe benzetmesin yine de hiçkimse. Beklemek iki kişiliktir, durmaksa bir başına... Beklemenin zehri tüm vücudunu sarmamış insan evlâdı ne anlar ki hâlden? Acıyan bakışları sağa-sola dönüverir tezelden. Kan kırmızısı avuçlarıma bakıp korkar tedirginliğimden, tereddütlerimden. Tutamaz ellerimden.

Bazen de, her şeyi herkesin yüreğine bağırasım geliyor. Bir ânda olup bitiversin istiyorum. Olanca nefesimle. Sonrası olmasın. Gönlümü de parçalasın tüm bu velvele. Durmaya gücüm yetmeyecek biliyorum. Kalbim dayanmayacak. Gitgide musallat bir hissizlik esir alacak benliğimi. Perdelenecek zihnim, uyuşakalacak mahfi bir unutuşla. Avuçlarımı kurban edeceğim bu anlamsızlığa. Artık ne mütereddidim, ne de mükedder. Ve tutar ellerimden. Ne bilsin ki, bir zerre dahi kalmamış oysa benimden.

Böylece uzayıp gidiyor işte bazenler. Hayat hep bazen... hayat hep bir yarımkalmışlık...

Belki bir sıkıntıyı paylaşma isteği...

Derde ortak etme, bir nevi, sevdiğinin de biraz olsun canının senin gibi yanıp yanmayacağını görüp duyma özlemi değil mi? Hem de her zaman en güzelini, en iyisini, kalbinden geçip gideni temenni ettiğin hâlde.

Kimbilir...

istanbul
hosting