05 Eylül 2017, Salı
saat: 15:42


içine bir sürü malzeme katıp bir hamur yoğuruyorsun. malzemelerden birisini az ya da çok katarsan olmuyor, ya kabarmıyor, ya tadı farklı oluyor, pişirme süresi bile önemli, hatta fırın bile, fırının ayarı bile, hatta fırında tepsiyi nereye yerleştirdiğin bile!! alt tarafı bi poğaça yapacaksın, o kadar çok değişken var ki...

düşünsene işte sen de yoğuruyorsun hiç bir şeyden haberi olmayan o masum bebeyi. içine ne kattığın o kadar önemli ki. kişiliğini oluşturduğu 6 yaşına kadar olduğu dönem. 'ben' diyeceği yaşa kadar yavaş yavaş ilerliyor minik, bu süreçte sen onun ne kadar desteklersen o da o kadar birey oluyor. annelerimizin anneannelerimizin yaptığı gibi saldım çayıra mevlam kayıra mı olsun? elbette olsun ama zaman aynı zaman değil, insanlar aynı insanlar değil. 'biz böyle mi büyüdük yaklaşımı' beni deli edecek. evet biz böyle büyümedik, bizim zamanımızda bütün gün yayınlanan çizgi filmler yoktu, başlaması için heyecanla beklediklerimiz vardı, telefonlar, tabletler, bilgisayar oyunları ve daha niceleri yoktu. bütün gün sokakta oynardık, komşuya giderdik ailemizin içinde hiç bir şüphe olmadan. köyümüz vardı her sene gittiğimiz yaz tatillerinde. bunların hangileri var şimdi? yazacak, anlatacak o kadar çok şey var ki, her şeyi ben biliyorumun derdinde hiç olmadım, sadece daha doğrusu nasıl olur onu öğrenmek niyetim. elinde telefon kendi aleminde dolaşırken çocuğu televizyona maruz bırakmak hangi vicdana sığar? çocuğumla oyunlar oynayıp onunla güzel vakit geçirmek ben her şeyi biliyorumculuksa evet öyleyim o zaman. renkleri sayıları zaten öğrenecek, sünger gibi emiyorlar her şeyi zaten zamane bebeleri. bu süreçte, evet okumak okumak daha çok okuyup bilgi sahibi olmak, okuduklarımı süzüp kendi kültürümüzle yoğurup uyarlamaya çalışmak derdim elimden geldiğince, vakit yaratarak. keşke herkes ana baba olmasa. şartı şurtu olsa. en eğitimli ana baba bile çocuğunu tehdit edip azarlıyor. ah çocuk! büyüyünce hatırlayacaksın, unutmayacaksın bu anları, bir film şeridi gibi hatırlayacaksın ya da bi fotoğraf karesi hep hafızanın bir kenarında. lakin hatırladığında kim olacaksın kim bilir. nasıl bir yetişkin olmuş olacaksın. içimizdeki çocuklar ölmesin lütfen. birazcık onun yerine koyalım kendimizi. birisi bize bu yemek biteceeeek, bu kıyafeti giyeceksiiiin, sokağa çıkmak yoook, öyle oturma şöyle otur, teşekkür et, hoşça kal de, diye söylese ne hissedersin. üstelik o kadar küçük ki, belki seni kendi hayal aleminde bir dev olarak bile canlandırabilir yavrucak. 17 18 yaşına gelsin hele bi o bebe, yine bu şekilde konuşabilecek ya da davranabilecek misin, elbette hayır, artık büyümüş yeterince güce sahip olmuş olacak. azıcık okuyalım lütfen, illa ki bilimsel bilgi olmasına gerek yok, gazete köşesinde yazan konuyla ilgili magazinsel bilgi bile olur!!!




.

istanbul
hosting