|
08 Eylül 2017, Cuma
saat: 21:49
Pryvit güncem! Ukrayna'dan bildiriyorum. Lviv'de airbnb'den kiraladığım daire efsane çıktı. Tam istediğim gibi. Çok eski ve çok güzel. Binayı Henryk diye bi mimar 1912 yılında yapmış. Bir avluya açılıyor ve avludan caddeye bir at arabasının geçebileceği ölçülerde bir tünelden ana caddeye çıkılıyor. Avluda tabi ki şifreli bir kilit sistemi var ve şifre de avlunun numarası. LOL! İlk günüm biraz tuhaf geçmişti. Nasıl yağmur yağıyor şakır şakır. Ev sahibinin asistanı Maria beni evin önünde karşıladı. Tek kelime İngilizce bilmeyen Maria, bana eski usül çamaşır makinasını nasıl çalıştıracağımı bile anlattı. O geceyi resmen gurbetteymişim de asla geri dönemeyecekmişim gibi bir psikoloji ile ve tabi sudan ucuz Ukrayna birası içerek geçirdim. Hani karı kız sikmek için buraya gelen tek bir Türk erkeği görmek istemiyorum demiştim ya. Hah işte, iki tanesiyle havaalanında döviz bozdururken tanışıp aynı taksiyi paylaştık ahahahaha! Hatta biriyle dün akşam Churrasco'da yemek yiyip Pravda'da bira içtik. Ama ben diyeceğimi dedim, soktum çıkardım. Tövbe etti. Bi daha Ukrayna'ya sadece müze gezmek için geleceğine yemin etti. İkna olmadım. Bu arada erkek demişken, buradaki kadınlar elbette çok güzel ama erkekleri de taş gibi yemin ederim. Bakmalara doyamıyorum. Keşke daha genç olsaydım. Bu gün 3. günüm. Bu sabah marketten üzerinde ne bok yazdığını tam olarak anlamadığım için süt olduğundan emin olamayarak aldığım sütümü (sütmüş) ve şeftalili müslimi yiyip Ivan Franko Park'ta koştum. Çok iyi geldi. Sonbahar gelmiş buraya. Keşke biraz daha fazla kazak ve haşortman alsaydım ama elimdekiler de idare eder. Yazlık elbiseleri falan götüme sokarım artık. Sosyalleşmem lazım ama kahve içip Ukraynaca çalışacağım biraz. Başka zaman sosyalleşirim. Acelem yok. | ||
|
|
||