13 Mart 2025, Perşembe
saat: 11:00


Aktif olma halini, yani etkilesmeyi tanımlayan ve pek meşhur olmuş bazı ifadeler var. Yani aktif birisin, ama nasıl aktive oluyorsun sorusunun cevabı. Retroaktif var mesela, bir şeyler olup bittikten sonra tepki vermek. Interaktif, olaylar gelişirken tepki veren kişi, proaktif, malum, inisiyatif alıp olay zincirini başlatmak. Reaktif gelişen sürece göre tepki veren kişi imiş.
Proaktif ol da proaktif ol. Kim bunu iyi bir şey diye kakaladiysa, büyük nefretini kazandı. Benim genel yaklaşımım interaktifliktir aslında, olaylar gelişirken pozisyon almak, zira interaktiflik olayın içindeki herkesin eşit sorumluluk almasını da gerektiriyor bir yerde.
Iletişim biçimlerini konuşurken, kimi ustlerimden sürekli "daha proaktif ol, daha proaktif ol." Diye tavsiye alıyorum.
Ama sevmiyorum kardeşim ben proaktif olmayı. Hatta bu sürekli aktiflik peşinde olmayı da yorucu buluyorum. Süreğen bir interaktiflik bile yorucu olduğu için zaten normal interaktif halimden retroaktiflige doğru kayış var.
Insanlık olarak şu sonsuz değişim sonsuz gelişim kafasından bir kurtulmamız lazım. Zira hayatta kalma savaşı veren bir tür değiliz. Etrafta sürekli bizi avlamaya çalışan vahşi hayvanlar da yok. Iyisiyle kötüsüyle bir düzen kurmusuz, doğal afetmis bilmemneymis, bu düzeni bozacak hiç bir şey yok zaten, bir tek biz varız. Dolayısıyla sonsuz bir iyileşme, şartları daha da uygunlastirma çabası bence artık bize zarar.
Nitekim, her ne kadar planlı programlı olsa da, bu proaktif yaşam biçimi "steady" değil. Bunu böyle kalıcı hale getirme çabası da boşa bir çaba.
Bak, Newton ne güzel tanimlamis, üstünde bir ittifici güç olmayan her cisim, sabit hızla yoluna devam eder. Doğanın akışı bu. Sürekli hızlanmaya çalışmak, sürekli bir ivmenin peşinde olmak, yorungeni de tahmin edilemez yapar, sürekli bir güç harcama hali de işin cabası.
En kontrollü gelişim halı interaktiflik. Dışardan gelen etki olursa, sen de buna bir tepki verirsin, misler gibi yaşar gidersin.
Sürekli bir iletişim baslatayim, sürekli bir seylere öncülük edeyim, sürekli yeni maceralara atilayim, olsa olsa panikle her şeye saldırma halı, daha ötesi değil. Yani demem o ki, proaktiflik bile interaktif bir biçimde yapılmalı. Başlarım yaşam koclarina da, popüler beyaz yaka sozluklerine de. Zira bu akıllı ve iş bilir görünümlü ama altı boş yonlendirmeler yüzünden, bir taraftan hayatımızı uzatırken, bir taraftan fazla yaşadığımız zamanı da işkenceye ceviriyoruz.
O akişa kendini bırakıp sakin sakin ilerlemiyeceksen, niye baslattin o akışı zaten. Hayatımız başlayıp, ivmesine kapildigimiz akislarla dolu. Tam ne güzel ilerleme olurken, hop yeni bir akıntı, gir bir de orda sueuklen ve tam yine alışmış stabil stabil ilerlerken hop başka bir akıntı. Bu nedir abicim ya. Insanın başı döner.insan biraz da yaratil dengeye sokmak için uğraştığı akıntının içinde kalabilme gücünü gosterebilmeli.
Proaktif ol! Niye kardeşim. Ben oldum zaten ki burdayım bak. Bırak biraz interaktif olarak kalayım. Proaktifligimin meyvesini yiyeyim, yiyelim. Niye bu ittirme?



istanbul