29 Mart 2026, Pazar
saat: 14:25


Kafan çok dolu yine, devamlı kendi kedime bir şeyler konuşuyor. O susmayınca kitap okuyamıyorum. Yani deniyorum, akşam falan okudum ama bir bölüm okudum bir yandan konuşuyorum. Bir yandan okuyor gibiyim. Uykum da gelmiyor böyle olunca. Beynim iki yöne yetmeye çalışırken uyumayı unutuyor.

Ekran sürem çok arttı. İnstagram da vakit geçirmeye başladım. Keşfet denilen şeyin kurbanı oldum. Normal kendi hesabım var. Tanımadığım kimseleri takip etmiyordum oradan, bir de çalındığından paylaşımlarım iki kere korktum. Ben de o özel kalsın diye düşünüp gittim, açık hesap açtım. Bok varmış gibi. Şimdi tiyatro ile ilgili, yazmak ile ilgili yani ilgimi çeken fark ettiğim kim varsa takip ediyorum oradan. Böyle kitaplar, yazarlar, çizeler ile dolan bir keşfetim oldu. Çok güzel ama şimdi iki kat zaman harcıyorum.
Kendi önceki hesabımda tanıdığım insanlar ve bir de taşacak bu deniz dizisi var. Takıldım mı takılıyorum bir ara friends dizisi vardı. Şimdi bu dizinin samimiyeti iyi geliyordu bu bölümde ramazan ayına o kadar vurgu yapıp bayram yapmadan ramazanı bitirmeleri ile ilgimi biraz azaltsalar da, karakterlerin oyunculuk ile bize yansıtılmasını seviyorum.

Sana niye geldim yazınca kafam biraz sakinlesin diye, kurgularımı azıcık buraya boşaltayım. Evim dağınık, pis ve temizlik yapmaya niyetim yok gibi.

Nisan ayında gideceğim bileti alınmış. 5 tiyatro var. Geçen ay Afife’ye gittim bayıldım. Baba’ya gittim ama çok etkilenmedim sanki. Haluk Bilginer’i çok seviyorum. Elbette oyunculuğu iyiydi. Dekor değişirken sahne üzerinde beni çok yordu gölge gibi giren oyuncular. Bir türlü oyunun içine giremedim yani.

Afife oyununu abartabildiğim kadar abartıyorum. Tüm oyuncuların emeğine sağlık.

Günce şuan da uzar gider yazma işi. Ama susayım. Deftere geçeyim, telefondan zor geldi yazması.



istanbul