|
22 Haziran 2026, Pazartesi
saat: 15:27
hayatim tamamen degisti Bugün Noam in doğumunun üzerinden 2 ay 14 gün geçti. Bugün aşı olmaya gittik. İçim yine gitti ama bugün ilk defa daha az korktum. Normalde aşı veya iğne yaptırmaya giderken çok önceden korkmaya başlıyorum. Canı yanacak diye içim buruluyor. Bakmak istemiyorum, bacaklarım titriyor. Ama bugün ilk defa o kadar korkmadım. Gittiğimiz kişiyi tanıyordum. Ona daha önceden biraz süt vermiştik. Bu yüzden kendimi daha rahat hissettim. Her şey daha kısa sürdü. Zaten hemşire de sonradan ağrısı olmayacağını söyledi ve beni biraz teselli etti. Yanımızda sütleri de alıp gittik. Aşıdan sonra Doğam’a biraz süt verdim. Şimdi sütü ısıtıp şişeden veriyoruz. Şişeyi her gün ben dolduruyorum. Kendimi sağarak süt çıkarıyorum. Neredeyse tek bir sağımda 300 mililitre kadar süt çıkıyor. Aşıya gitmeden önce biraz alışveriş yaptık. Sabah ise biraz daha uzun uyudum. Eğer daha derin uyumak istiyorsam genelde salona gidip koltukta uzanıyorum. Bu sabah da öyle yaptım. Son zamanlarda çok kötü rüyalar görüyorum. Yine geçmişten kalma, kötü bir insanla ilişki içinde olduğum, bana zarar verdiği ve bir türlü kurtulamadığım türden rüyalar gördüm. Uyandığımda canım sıkkındı. Uyandıktan sonra en azından süt sağarken biraz müzik çalışmak, faydalı bir şeyler yapmak istiyorum. Ama kafam sürekli binlerce şeyle meşgul oluyor. Bir yandan yaklaşık bir ay sonra yapmayı düşündüğümüz bir konser var. Küçük, ev konseri gibi bir şey olacak. Aynı zamanda yemek de hazırlayacağız. Birlikte çaldığım kişiler daha çok doğaçlamaya meyilli. Saksafon çalan arkadaş mesela gelip düzenli çalışmak istemiyor. Son dakikada gelip birkaç doğaçlama bölüm çalıyor. Neyse ki son konserde bir sorun olmadı ama şarkıları tam bilmediği için bazen yanlış girmesinden korkuyorum. O aslında gitar çalan arkadaşımın arkadaşı. Ben konser düşünecek halde bile değilken, beni motive eden kişi gitar çalan arkadaşım oldu. Bir şeyler yapalım, konser verelim diye beni teşvik etti. Şu sıralar çok fazla kilo aldım. Aslında doğumdan önce de biraz fazlam vardı ama şu anda kendimi daha sağlıklı hissedebilmem için yaklaşık 15 kilo vermem gerekiyor. Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Hayatımda hiç olmadığım kadar kiloluyum ve bu durum beni çok rahatsız ediyor. Kendimi çok kötü görüyorum. Eski kıyafetlerimin neredeyse hiçbiri olmuyor artık. Bugün alan doktora gitti. Ben ise her gün yapmam gereken şeylerle dolu bir günün içinde yaşıyorum ama o yapmam gerekenleri hiçbir zaman tam olarak yapamıyorum. Gün o kadar hızlı geçiyor ki ne yapacağımı şaşırıyorum. Akşam saat yedide çalışmaya gelecek arkadaş var. Bir tane şarkı var, “Sasokim”. O şarkıyı düzgün öğrenmem gerekiyor. Sözlerini yazıp kâğıda geçirmek istiyorum. Bunu yapmak istiyorum çünkü çok güzel bir şarkı. Bir yandan ritim çalan kimse yok. Belki ritim çalacak birisini ayarlayabilsek daha güzel olur. Bir ara Doğam’a sevgiyle bakıp, “Oh canım, biraz daha yiyelim mi?” diye söyledim. Onunla böyle küçük anlar yaşamak bana iyi Özellikle sabahları Doğam mutlu olduğu zamanlar, eğer bir ağrısı yoksa, göz göze gelip birbirimize bakıyoruz. Küçücük bebeğimle gülümsüyoruz. Bana o kadar güzel geliyor ki… Bu dünyada daha güzel bir gülüş var mı bilmiyorum. O kadar saf, o kadar temiz, o kadar tatlı gülüyor ki, nasıl bu kadar tatlı olabilir diye gerçekten düşünüyorum. İçimdeki sevgiyi çok artırdı bu çocuk. Zaten çok istiyordum bir çocuğum olmasını. Neden istediğimi bile tam bilmiyordum, “biyolojik saat” deniyor ya belki öyle bir şeydi. Ama her şey oldu. Nasıl oldu, ben de tam anlayamıyorum. Bana sanki Tanrı’nın bir lütfu gibi geliyor. Son yıllarda yaşadığım her şeyden sonra, “Ben neyi doğru yaptım ki?” diye düşünüyorum. Bir anda bütün problemlerim açılmaya başladı gibi hissediyorum. En büyük canımı yakan şeyler bile yavaş yavaş çözülmeye başladı. Bu sene benim için çok büyük bir değişim yılı oldu. Hem evlendim hem çocuğum oldu. Hepsi tek bir yıl içinde oldu; tanışmak, evlenmek, hamilelik ve doğum… Her şey çok hızlı gelişti. Geçen sene ise tamamen başka bir yerdeydim, bambaşka bir hayatım vardı. Hatta o hayatla şu anki hayatımın arasında neredeyse hiçbir bağ yok gibi hissediyorum. Neyse, sonuç olarak bugün saat yedide Timur gelecek müzik çalışmaya. Ben sandığımı yapmadım, yolumu yapmadım, müziğimi çalışmadım, bürokratik işleri de bitirmedim. Annemin işleri var, benim işlerim var ama hiç ilerletemedim. Evi de toparlamadım. Yani bütün gün hiçbir şey yapamamışım gibi hissediyorum ve son zamanlarda her gün biraz böyle geçiyor. Sanki sürekli aynı döngü. Bir şeyleri yapmak istiyorum ama gün bitiyor ve geriye hiçbir şey kalmamış gibi oluyor. Kendimi bazen bir türlü başını suyun üstüne çıkaramayan biri gibi hissediyorum. Çabalıyorum ama tam olarak yüzeye çıkamıyorum gibi. | ||
|
|
||