10 Temmuz 2026, Cuma
saat: 15:53


dünya kupasından mıdır, aziz yıldırım'ın tekrar göreve gelmesinden midir yoksa tüm youtube'u izleyip bitirdiğimden dolayı mecbur kalmamdan mıdır bilmiyorum 56 Bölüm Tek Videoda|KAPTAN TSUBASA FULL HD-İlkokul bölümleri videosunu izlemeye başladım. daha ilk bölümdeyim en az 55 bölüm daha olması sevindirici. en son izlediğimde - bu tek videoluk olanını izlememiştim o zaman - guncemkoma yazıyor muydum bilmiyorum ama daha tsubasa wakabayashi ile karşılaşır karşılaşmaz buraya bir şeyler yazmaya karar verdiğim doğru. daha o kadar başındayım ki o aşırı itici haydi bastır nankatus diye hönküren kızın sahneleri bile daha başlamadı. tsubasa'ya platonik olarak aşık olan ve asla -en azından hatırladığım kadarıyla- aşkına karşılık bulamayacak sevimsiz kız. sanki tsubasa o muhteşem kariyerine başlamadan ilk 56 bölümde kapattım kapattım yoksa nah bulurum bunun gibisini diyen o çığırtkan yumurcak.
bunu da yazarken videoyu daha sonra izle listesine kaydedip Classical Music to Lock In|Fast and Energetic Version videosunu açtım. bir masada yarı kel bir adam elinde bir çeşit kalem tutarken diğer elinde de notlarına bakıyor gibi görünen bir thumbnail var. beynimin içi tamamen youtube oldu. gunceme yazarken ne dinliyorum adlı videoya Aı marifetiyle bir thumbnail koymuşumcasına..
bir de anlık pozisyon vereyim. yaklaşık 11 ay önce bir başka devlet kurumunun bir başka müdürlüğüne geçerek çok zekice bir karar verdim. 657 benim tutkum bilirsin. bu tutkumu farklı yerlerde giderebilmek adına mekan değiştirdim. bana da epey faydası oldu. mental olarak baya bir rahatladığım kesin. bunlardan bahsetmek inanılmaz sıkıcı olduğu için bunu bırakıyorum.
biraz da üzücü şeylerden bahsedeyim. canım kedim hasta oldu ve ölümlerden döndü diyemiyorum henüz. her an ölümüne şahit olacağım kritik bir zaman dilimindeyim. ben peşinen ağlanacağı ağladım ama yine de kalbim kırık. hayata tutunmaya kararlı ama mincak olduğu için de kırılgan alyoşa umarım beni terkedip gitmez. acı şeyler elbette bunlarla sınırlı değildir. her zaman daha acısı vardır mesela annemin beni anlayabileceği günlerin ayların yılların epey az kaldığı artık aşikar. her halükarda onun mantıklı ve sağlıklı yaşadığı süre kadar yaşayıp yaşayamayacağı bilinemeyen benim onun hakkında üzülmesini de ayrıca saçma buluyorum. herhangi bir duyguda çok aşırı diretemiyorum aslında. mantık ve reason hiçbir duyguda ısrar etmeme izin vermiyor. bunun dışında kötü şeyler yok denebilir.
dünyada olduğum 14545. günde sana bunları yazarken 40. yaşımı bitirmem hasebiyle yaptırmak istediğim dövmeleri ve gitmek istediğim yerleri düşünüyorum bu ara. neredeyse 4 yıldır yeşil renkli pasaportumla mümkün olduğunca türk vatandaşlarına vize vermekte zorluk çıkarmasıyla ünlü ülkelere gitmeye çalışarak fır fır dönüyorum commercial uçakların içlerinde.
gezilerimden çıkardığım sonuç kimsenin hiçbir fikrine asla değer vermememem ve sadece kendim deneyimlediğim zaman bu güzel veya bu vs diye yorum yapmam gerektiğidir. seyahat etmenin değişik bir mutluluğu var. öyle ki eğer bana hissettirdiklerini ve yaşattırdıklarını proper bir şekilde anlatabilecek kapasitede yazı yazabilseydim belki buralarda olmaz, yazılan şeylerin okunduğu yerlerde o yazıları yazanlardan biri olurdum.
amsterdam yıllar sonra en güzel şehir olma özelliğini gözümde kaybetti. berlin inanılmaz bir yer bayıldım. sanki berlin gittiğim her yerden daha eski gibi. üstüne bastığım her yerin altında diğer şehirlere göre daha fazla katman var gibi. sanki 3 5 tane daha yer var her yerin altında. ağaçlar da sanki bir önceki ağacı yerin dibine çakmış ve yerin üstünden gökyüzüne ancak bu şartla yükselmiş gibiler. her yer bakımsız gibi ama sanki temiz gibi de. sanki cengizhan kanunlarında ''Herhangi bir şeye pis demek yasaktır. Herşey temizdir ve temizle pis arasında bir fark yoktur.'' dediği gibiydi parklar, mahalle araları..
anlatmak zor dediğim gibi.anlatasım var ama zor. başka bir şeyler daha anlatmak vardı aklımda ama birden gittiler.
geldiklerinde tekrar dönebilmek için devam da etmiyorum. haydi bastır nankatsu.


istanbul