|
19 Temmuz 2026, Pazar
saat: 00:04
Bir yaştan sonra kimsenin sevgisine ihtiyaç duymamak ve tek önemli şeyin öncelikle kendini sevmek olduğu gerçeği çok sert reel kabullenişler yaratıyor insanda. bilmem kaç yıllık insan bir ayaküstü sohbette gidebiliyor mesela. o yolda sen sola, o sağa doğru gidiyor ve gözden uzaklaştığı anda toprağın altına giriyor. sanırım sevdiğim bi insanı kaybederken onun aslında benim için öleceğini anladığım ilk yer kumbaracı yokuşundaki evde cerenle olan konuşmamdı. O an öleceğini anladım benim için ve inanılmaz bir acı saplanmıştı kalbimez bi yaştan sonra ama o kadar insanı gömüyorsun ki ama suçlu ol ama suçsuz, sonuçta biri ölüyor ve sen onun yasını tutuyorsun. ölümlerden bahsetmişken aklıma geldi, ev sahibimiz kadın vefat etti ve eşimle beraber cenazesine gitmeye karar verdik. o gün işe beyaz gömlekle gelmiştim ve cenaze teşvikiye camii'nde olacağı için eşimden önce beşiktaş'a gelmesini ve yanında koyu renk gömlek getirmesini rica ettim. Eşim de koyu renk giyindi ve teşvikiye camii'ne geldiğimizde koyu renk giyinenin ve yas/matem havasında olan tek kişinin biz olduğunu gördük., Rahmetlinin torunları şortla gelmişti mnk. Bi tanesi nba takımı formasıyla kulağında beyaz kulaklıkla gelmişti. Cenazeyi kaldırırken bile sırtımıza, kulaklık kulağındaydı. Tabutun en ön kısmında ben vardım ve kimse neden benim en önde olduğuma dair en ufak bi sorgulamada bulunmadı. Havaii t-shirtlü bi abi vardı adam saf bile tutmadı mesela. bir de lez bi abla vardı, ikindi ezanı başladığında birisi ile bir şey konuşuyordu ve sesini daha da yükselterek konuşmaya devam etti, en ufak bir es verme ihtiyacı hissettmedi, bilakis sohbetin devamında kahkaha falan atıyordu. Tabi rahmetli 96 yaşında falan vefat etti, hani herkes için durum kanıksanmış olabilir ama yine de bi çıtır gülse birsel setinde gibi bir andaydık. Neyse, hayatımızdan bir mehmet geçti, neyse ki bi manyaklık yapıp bana saldırma cürretinde bulunmadı. tek tesellisi oldu gecenin diyelim. | ||
|
|
||