03 Ağustos 2026, Pazartesi
saat: 09:29




Ağustosun kendine has bir sessizliği var. Temmuzun aceleciliği geçmiş, sonbaharın serinliği ise henüz uzakta. Güneş hâlâ güçlü ama akşam rüzgârında mevsimin yön değiştirdiğini hissettiren ince bir serinlik dolaşıyor.

Yazın en olgun zamanı belki de Ağustos. Ağaçlar meyvelerini vermiş, deniz en sıcak günlerini yaşıyor, gökyüzü ise uzun süre maviliğini koruyor. Fakat bütün bu güzelliğin içinde hafif bir vedanın izi saklı. İnsan, farkında olmadan kalan günleri saymaya başlıyor.

Belki de bu ayın en güzel tarafı, acele etmeden yaşanabilmesi. Gün batımlarını biraz daha uzun izlemek, sabah kahvesini telaşsız içmek, sıcak gecelerde gökyüzüne bakıp sessizce düşünmek... Çünkü yazın en değerli anıları çoğu zaman tam da bu son demlerde birikiyor.

Ağustos bana, her güzel şeyin sonsuza kadar sürmese de değerini kaybetmediğini hatırlatıyor. Mevsimler değişiyor, günler kısalıyor, ama yaşanan her güzel an, zamanı geldiğinde yerini tatlı bir hatıraya bırakıyor.

Belki de yazı uğurlamanın en doğru yolu, onu tutmaya çalışmak değil; bize bıraktığı sıcaklığı içimizde taşıyarak yeni mevsimi karşılamak.

Hoş geldin Ağustos... Bize, yazın son sayfalarını yavaşça ve dolu dolu yaşat.


istanbul