10 Ağustos 2026, Pazartesi
saat: 09:08




Bu yaz, mevsimlerden çok küçük bir dayanıklılık sınavı gibiydi.

Önce bacağıma sıcak su döküldü. Yazın sıcaklığını biraz fazla ciddiye almış olacağım ki, güneş yetmezmiş gibi bir de ben kendi sıcaklığımı kendim ürettim.

Ardından dilimi ısırdım. İnsan bazen hayatın kendisine değil, kendi diline yeniliyor. Neyse ki geçiciydi.

Tam “artık toparlandım” derken ağızda bir aft çıktı. O da geldi, birkaç gün misafir kaldı ve nihayet çekip gitti.

Sonra sahneye yirmilik diş çıktı. Yıllardır sessiz sedasız duran o meşhur diş, yazı fırsat bilip varlığını hatırlattı. Ağrısı geçtiğinde, insan gerçekten küçük şeylerin kıymetini daha iyi anlıyor.

Derken öksürük ve hafif bir enfeksiyon…

Kısacası bu yaz bedenimle aramızda küçük çaplı bir bürokrasi yaşandı. Her hafta başka bir dosya açıldı, ben de sabırla kapattım.

Şimdi dönüp bakınca bütün bunların içinde biraz tuhaf bir güzellik de var. Çünkü yaz sadece güneşten, tatilden ve güzel akşamlardan ibaret değilmiş. Bazen canını sıkan küçük şeylerle de hatırlanıyor.

Ve galiba mevsimler gibi hayat da böyle:
Bir şey bitiyor, ardından başka bir şey başlıyor.
Sonra bir bakıyorsun, hepsi geçmişte kalmış.

Şimdi yeni mevsime, biraz daha temkinli ama kesinlikle daha kıymet bilen biri olarak giriyorum.

Not: Gelecek yaz için tek dileğim, mümkünse hiçbir organımın gündem yaratmaması. :)


istanbul