|
15 Eylül 2026, Salı
saat: 12:45
Bugün kan sonuçlarımı aldım. Her şeyin yanında , kötü bir fontla "çok iyi" yazıyor. Sanırım sadece üre asit gibi bir şeyden iyi almış olabilirim. Bazen kalp krizi geçireceğimden emin sağ kolumu tutarak geziyorum. Sonra aslında kalbin solda olduğu aklıma geliyor. Bazen günlerin ne kadar kısa olduğunu düşünüp bazen vasiyetimi Benjamin yazdı ben de okumadan imzaladım onu aklım başımdayken okumam, dahası yenisini, official bir şekilde yazmam lazım diye düşünüyorum. İçimde birisi, hauptstrassedeki kötü lahmacuncunun önünden geçerken, hiç yemek yapasım yok, lahmacun yiyip biraz kültür kazansınlar diye yürüyor. Herhalde çok hızlı yürüdüğüm için bacaklarım hep ağrıyor. Listemdeki şeylerden bu sadece biri. Evren'i yeni bir gözle anlamaya dinlemeye çalışıyorum. Onlar çocuğummuş gibi hissetmiyorum. Çocuğum belki de tam da böyle hissediliyordur. Otu bıraktığım dönemde-yaklaşık üç yıl ama emin olamıyoruz-otu içtiğim zamanki arkadaşlarımla(bütün arkadaşlarım) görüşmediğim için, şimdi görüşünce o üç yıldan bihaber oluyorlar. Sanki devam ediyor gibi geliyorlar onlara. Oysa ben uzun bir üç yıl yaşadım. Neye yaradı mutlaka bir şeylere yaramıştır. Çünkü neticede yine içiyorum ve daha botokslu olduğum için, çalışmaması gereken kaslarım çalışmadığı gibi menapoz yüzünden erken eridikleri için hep bir ağrı halinde olmam dışında bende bir değişiklik fark etmiyorlar. Dereyi geçmek için iki taşın arasındaki mesafe 3 yıl. saat: 13:34 İntiharı düşünüyor musunuz, dedi oğlumun psikoloğu Lübnanlı psikiyatrist. Bugün tek gitmiştim. Düşünmeyen var mıdır dedim. Pek tepki vermedi. Varoluşçu bir problem olarak düşünüyorum. Alman annelere bakın dedi. Onlar idare ediyorlar. Köpekleri var. Boy boy çocukları, arkadaşları, dolu bir ajandaları var. Sonra 16-17 yaşında hiçbir vicdan azabı çekmeden hayatına dönüyor. Benim yok dedim. I am struggling dedim. Onlar gelsin Türkiye'de çocuk büyütsün bakalım sinirden o köpeklerini pişirip yemiyorlar mı. Romantik komedi bir filmde oynayacak bir oyuncunun kendini bir kung fu filminde bulması gibi hissediyorum. Hazırlanmadığım ve mutlaka dayak yiyeceğim bu kavganın içine neden girdiğimi bilmiyorum. İşinde en aşağılarda olan bir anneyim. Ömür boyu ayın en kötü elemanı olacağım. Peki şimdiye kadar nasıl idare ettiniz dedi. Drugs. Demedim. İşte idare ettik dedim. Çocuklarımı terk edecek kadar onlardan nefret etmiyorum ama benim bakımıma muhtaç oldukları o ilk anlarından itibaren bunu hep yapabilecek kadar da sevmiyorum. Umarım bir şekilde AFD bize, maalesef bir daha almanyada yaşayamazsınız diye çıkarır ve bir daha buraya adım atmamız gerekmez diye umuyorum. Dininiz var mı dedi. İslam değil dedim. Ama bazen ayete kürsü okuyup kurban kesiyorum ve oruç tuttuğum anlar da oluyor dedim. Ben de bazen vicdan azabı kaygı duyuyorum. Kardeşim bombanın altında kaldı. 15 yıl iç savaşla yaşadık lübnan da dedi. Onun da gözleri doldu. Hep bir yerlerim ağrıyor Frau bilmem ne. Siz uzunsunuz ve saçlarınız var. Bilemezsiniz. Bu kategoride ve çirkin ve yarı kel olmayı bilemezsiniz. Çocuklarım daha iyisini hak ediyor. Keşke narsisistik bir tembel olmasaydım. Evet burda ağlayacağım Frau Gnomm? Peçeteyi gördüm. Ve evet, ağlarken eskiden hissettiğim acıyı diğerlerinin yüzlerinde göremezdim hep. Bunu daha sonra ağlarken kaşımın olmayacak yerlerden üçe çatılması olduğunu anladım. Güzel değilseniz ağlamak hakkınız hiç yok. Ama 2 ay önce 2 ay boyunca migrenlere sebep olan botoksum var artık ve daha b bemol bir tonda ağladığımı, kaşlarımın oynamadığını göreceksiniz. Aslında bunu ben denemedim ve kendimi görmedim ama böyle olmalı. saat: 13:35 İntiharı düşünüyor musunuz, dedi oğlumun psikoloğu Lübnanlı psikiyatrist. Bugün tek gitmiştim. Düşünmeyen var mıdır dedim. Pek tepki vermedi. Varoluşçu bir problem olarak düşünüyorum. Alman annelere bakın dedi. Onlar idare ediyorlar. Köpekleri var. Boy boy çocukları, arkadaşları, dolu bir ajandaları var. Sonra 16-17 yaşında hiçbir vicdan azabı çekmeden hayatına dönüyor. Benim yok dedim. I am struggling dedim. Onlar gelsin Türkiye'de çocuk büyütsün bakalım sinirden o köpeklerini pişirip yemiyorlar mı. Romantik komedi bir filmde oynayacak bir oyuncunun kendini bir kung fu filminde bulması gibi hissediyorum. Hazırlanmadığım ve mutlaka dayak yiyeceğim bu kavganın içine neden girdiğimi bilmiyorum. İşinde en aşağılarda olan bir anneyim. Ömür boyu ayın en kötü elemanı olacağım. Peki şimdiye kadar nasıl idare ettiniz dedi. Drugs. Demedim. İşte idare ettik dedim. Çocuklarımı terk edecek kadar onlardan nefret etmiyorum ama benim bakımıma muhtaç oldukları o ilk anlarından itibaren bunu hep yapabilecek kadar da sevmiyorum. Umarım bir şekilde AFD bize, maalesef bir daha almanyada yaşayamazsınız diye çıkarır ve bir daha buraya adım atmamız gerekmez diye umuyorum. Dininiz var mı dedi. İslam değil dedim. Ama bazen ayete kürsü okuyup kurban kesiyorum ve oruç tuttuğum anlar da oluyor dedim. Ben de bazen vicdan azabı kaygı duyuyorum. Kardeşim bombanın altında kaldı. 15 yıl iç savaşla yaşadık lübnan da dedi. Onun da gözleri doldu. Hep bir yerlerim ağrıyor Frau bilmem ne. Siz uzunsunuz ve saçlarınız var. Bilemezsiniz. Bu kategoride ve çirkin ve yarı kel olmayı bilemezsiniz. Çocuklarım daha iyisini hak ediyor. Keşke narsisistik bir tembel olmasaydım. Evet burda ağlayacağım Frau Gnomm? Peçeteyi gördüm. Ve evet, ağlarken eskiden hissettiğim acıyı diğerlerinin yüzlerinde göremezdim hep. Bunu daha sonra ağlarken kaşımın olmayacak yerlerden üçe çatılması olduğunu anladım. Güzel değilseniz ağlamak hakkınız hiç yok. Ama 2 ay önce 2 ay boyunca migrenlere sebep olan botoksum var artık ve daha b bemol bir tonda ağladığımı, kaşlarımın oynamadığını göreceksiniz. Aslında bunu ben denemedim ve kendimi görmedim ama böyle olmalı. saat: 13:36 ntiharı düşünüyor musunuz, dedi oğlumun psikoloğu Lübnanlı psikiyatrist. Bugün tek gitmiştim. Düşünmeyen var mıdır dedim. Pek tepki vermedi. Varoluşçu bir problem olarak düşünüyorum. Alman annelere bakın dedi. Onlar idare ediyorlar. Köpekleri var. Boy boy çocukları, arkadaşları, dolu bir ajandaları var. Sonra 16-17 yaşında hiçbir vicdan azabı çekmeden hayatına dönüyor. Benim yok dedim. I am struggling dedim. Onlar gelsin Türkiye'de çocuk büyütsün bakalım sinirden o köpeklerini pişirip yemiyorlar mı. Romantik komedi bir filmde oynayacak bir oyuncunun kendini bir kung fu filminde bulması gibi hissediyorum. Hazırlanmadığım ve mutlaka dayak yiyeceğim bu kavganın içine neden girdiğimi bilmiyorum. İşinde en aşağılarda olan bir anneyim. Ömür boyu ayın en kötü elemanı olacağım. Peki şimdiye kadar nasıl idare ettiniz dedi. Drugs. Demedim. İşte idare ettik dedim. Çocuklarımı terk edecek kadar onlardan nefret etmiyorum ama benim bakımıma muhtaç oldukları o ilk anlarından itibaren bunu hep yapabilecek kadar da sevmiyorum. Umarım bir şekilde AFD bize, maalesef bir daha almanyada yaşayamazsınız diye çıkarır ve bir daha buraya adım atmamız gerekmez diye umuyorum. Dininiz var mı dedi. İslam değil dedim. Ama bazen ayete kürsü okuyup kurban kesiyorum ve oruç tuttuğum anlar da oluyor dedim. Ben de bazen vicdan azabı kaygı duyuyorum. Kardeşim bombanın altında kaldı. 15 yıl iç savaşla yaşadık lübnan da dedi. Onun da gözleri doldu. Hep bir yerlerim ağrıyor Frau bilmem ne. Siz uzunsunuz ve saçlarınız var. Bilemezsiniz. Bu kategoride ve çirkin ve yarı kel olmayı bilemezsiniz. Çocuklarım daha iyisini hak ediyor. Keşke narsisistik bir tembel olmasaydım. Evet burda ağlayacağım Frau Gnomm? Peçeteyi gördüm. Ve evet, ağlarken eskiden hissettiğim acıyı diğerlerinin yüzlerinde göremezdim hep. Bunu daha sonra ağlarken kaşımın olmayacak yerlerden üçe çatılması olduğunu anladım. Güzel değilseniz ağlamak hakkınız hiç yok. Ama 2 ay önce 2 ay boyunca migrenlere sebep olan botoksum var artık ve daha b bemol bir tonda ağladığımı, kaşlarımın oynamadığını göreceksiniz. Aslında bunu ben denemedim ve kendimi görmedim ama böyle olmalı. | ||
|
|
||